Bozcaada’yı uzaktan kesinlikle daha çok seviyorum.

◆◆◆

Bir gün Bozcaada’ya gittigimizde (kabul etmek gerek Ayazma denizi falan güzel) evinin balkonunda oturan bir teyze, tüm biz turistlere bakarak “Bok var adada geliyosunuz” demişti. Uslu bir çocuk olaraktan hayatımda böyle teyze azarlamalarına alışkın değilim doğrusu ama evinde huzur istediği anlaşılabilir bir şey.

◆◆◆

İnsanların gözündeki ada sanırım; turistik, cıvıl cıvıl, kum-güneş-deniz, şarap, üzüm kokusu, balık vs… Bilemiyorum.

Benim gözümdeki ada; evinde huzur isteyen ama üzerindeki ada yerlilerinin geçimi için susan, beli bükülmüş dev bir kaplumbağa.

Küçücük bir ada, kocaman bir kaplumbağa o… (Geyikli Sahil’da)

Gökyüzüne daha çok bakar oldum. Toprağa daha çok bakar.
Gökyüzü ile toprağı aynı anda görür oldum.
Her sabah gündoğumuna uyandığı pencereden bir akşam günbatımına uyandım; sadece bir ezan vakti geçmişti.
Biraz ağlama, biraz gülümseme, biraz içine bastırma, geçmedi. Genzimdeki toprak kokusu, geçmedi.

Hic tanımadığım ama sadece bütün dunya çocuklarını mutlu etmeyi amac edinmis, guzel yurekli insanlardan, bir o kadar guzel yurekli biri aracılığıyla kaplumbaga balonum ve maymun balonum oldu.

Hic tanimadiginiz halde buyuk saygi duyabildiginiz ve tanisaniz cok sevebileceginiz insanlardan, ustelik dogumgununuzde boyle uçucu ama güzel hediyeler almak hayata artı bir değer katabiliyor.

Balonlari böylesine seviyorsanız hele.♥ (12.05.2014)

Hep saklayabilmek isterdim bu sevimli balonlarimi: Hatırlayacagım.

Tesekkurumu çocukları gulumsetebildigim her gunle sunabilecegimi umuyorum.

▪▪▪
“Balonlarim var, biri aşk için, biri özgürlük, biri tüm güzel duygulara armağan. ” (12.05.2013)

Bulutlar da yeryüzüne iner. Çünkü onlar da yalnızca yemyeşil ağaçlar arasında nefes alınabileceğini bilirler. Ve şehre döndüklerinde nefeslerini tutarlar, bulutlar ki alıştı nefesini tutmaya; onlar değil şimdilik ama; ağaçlar, yeşillikler, ormanlar hızla uzaklaşıyorlar! Doğalarına ihanet edemediler.
Çocukken çizgi filmlerde köklerini topraktan kaldırıp ilerleyen ağaçları film sanmayacak, ağaçların gitmesine daha o gün izin vermeyecektik.
Hep üzer beni o köklerin bir adımcık havaya kalkışı.
Ve sonrası:
.
*nefes aldığım yegane yerlerden biri: yalova/termal.
**44 cins yerli ve yabancı ağaç.
***39 çeşit yaprağını döken, 26 çeşit dökmeyen, 25 çeşit çalı, 18 çeşit sarmaşık.
**** “Gördüğüm” en yaşlı ağaç 88 yaşına girmiş bile.
*****kaplıcası değil ağaçları bence hayat veren.

Ağaçları sevin, sarılın bile.♥

Nefes almak istiyorum ben?

Hayatımın geri kalan kısmını, gelincik çiçekleri ile dolu, sarılmayı bilen, yemyeşil, koskocaman, sonsuzlugun yaşına eşit yaşta ağaçların olduğu bir ormanda panda olarak tamamlamak istiyorum. Ve diyorum ki; ah keşke.

Gardını yükselt. Üşüyeceksin. Sürekli soğuk bir demire vuracaksın. Ama en azından çok mutlu olup karşılığında çok mutsuz olmayacaksın. Gardını yükselt ve sakın indirme. Zırhın içinde üşür insan yalnız.

Belki ilgi alanınıza giriyordur; yardımcı olabilirseniz ne mutlu bana!

Merhaba,

Ben Endüstri Ürünleri Tasarımı öğrencisiyim ve bizden geleceğe yönelik bir tasarım yapmamızı istediler, konum kapsamında, herhangi bir damar vs. delmeden sadece insan tenine temasla kişinin vücudundaki eksik vitamin/mineral vs. gibi (kapsamlandırılabilir) değerleri ölçebilir bir teknoloji/ yöntem var mı öğrenmem gerek. Benim aklıma ter, vücut sıcaklığı ve nabız geliyor ama bunlardan daha fazlasını bulmam gerek. Yardımcı olabilirseniz sevinirim.

İyi günler.

-Nihan.

To Tumblr, Love Pixel Union